Yavaş Yaşam mı Tercih Etsek Artık? Hemen her yaştan insan son derece ciddi bir koşturmaca içinde. İnsanlar günlerini değil yıllarını planlıyor ve adeta yaşamlarını bir proje gibi yönetiyorlar. Her anları planlı programlı. Her bir an çok yoğun bir tempoda geçiyor ve insanlar sürekli olarak hep bir koşturmaca modunda. Nefes almaksızın adeta. Ama artık yavaş yaşam denilen tüm dünya çapında yeni bir kavram ortaya çıkmaya başladı ki biz de bir ucundan yetişsek mi artık ne dersiniz?
Nedir Bu Yavaş Yaşam?
Sözcük ve kavram olarak aslında oldukça anlaşılır ve net bir ifade. Adı üstünde yavaş yaşam. Yani her şeyi biraz yavaşlatma, soluklanma hakkı. Bir diğer ifade ediş biçimi ile tembellik hakkı.
Kişinin kendisine nefes alacağı alanlar açması. Son yıllarda bilindiği üzere yavaş şehir yani slow city diye bir kavram var ki bu ifadenin insanlar için uyarlanan haline kısaca yavaş yaşam ya da İngilizce popüler olan söylem ile slow life adı veriliyor.
Neden Böyle Yaşamalı?
Aynı isim ile çekilen yakın tarihte bir filmde var ve filme olan ilgi insanların artık gerçekten yavaşlamak istediğini dünya ölçeğinde net bir biçimde gösteriyor. Ülkemiz ölçeğinde bakıldığında kavram yeni olmakla beraber aynı isimle kurulan bir dernek var ve dernek yöneticileri insanların yavaş yaşaması gerektiğini özellikle vurguluyorlar.
Yavaş yaşam sağlık alanında çalışan doktorların da önerdiği bir kavram. Şunu asla unutmamak gerekir ki iş bitmez. İnsanların beklentileri asla bitmez. O yüzden arada durmak en azından mola vermek yavaşlamak gerekir.
Yani belki baştan söylememiz gerekeni en sonda ifade ediyorum ama bu kavram moda olduğu için değil gerçekten böyle olması gerektiği için böylesine bir tercih yapmalıyız.
Stresten uzak kalmak için mutsuz olmamak için hayatın kontrolünü kaybetmemek ve kendimize zaman ayırmak için en önemlisi bunları yapacağız.
Nasıl mı yapacağız derseniz bunları aslında kural oldukça basit. Tüketimi azaltacağız tüketimi azalttığımız noktada daha çok çalışmak zorunda kalmayacağız.
Dahası gereksiz ödünler vermek, bedeller ödemek durumunda kalmayacağız ve kendi zamanımızın kontrolünü tamamen ele alacağız.
Paranın esiri olmamak da yapabileceklerimiz arasında geliyor elbette. Son olarak da az eşya ve gereksinim odaklı yaşamayı öğreneceğiz. Yetinmeyi bileceğiz ve tüm bunlar bize yavaş yaşamın yollarını açacak.
Deneyin göreceksiniz ki daha huzurlu daha mutlu daha keyifli bir insan olacak, dinginleşeceksiniz. Denemeye var mısınız?